| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | get along f. | birbiriyle geçinmek | ||
|
You know that Tom and Mary don't get along with each other, don't you? Tom ve Mary'nin birbirleriyle geçinemediklerini biliyorsun, değil mi? More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | get along f. | ayrılıp gitmek | ||
| Genel | ||||
| Genel | get along f. | idare etmek | ||
|
We can get along very well without you. Sensiz çok iyi idare edebiliriz. More Sentences |
||||
| Genel | get along f. | olmak (belirli bir şekilde) | ||
|
You've always been a very easy person to get along with. Sen her zaman anlaşılması çok kolay biri oldun. More Sentences |
||||
| Genel | get along f. | geçinmek | ||
|
Keep in mind that you should always get along well with your supervisors. Amirlerinizle her zaman iyi geçinmeniz gerektiğini unutmayın. More Sentences |
||||
| Genel | get along f. | anlaşmak | ||
|
To my surprise, some of my fellow-MEPs get along better with that concept than with freedom of religion. Şaşırtıcı bir şekilde bazı milletvekili arkadaşlarım bu kavramla din özgürlüğünden daha iyi anlaşıyorlar. More Sentences |
||||
| Genel | get along f. | devam etmek | ||
|
Even in music, minor and major don't get along without one another. Müzikte bile, minör ve majör birbiri olmadan devam etmez. More Sentences |
||||
| Genel | get along f. | gitmek | ||
|
Your personal life is getting along quite well. Özel hayatınız oldukça iyi gidiyor. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | get along f. | devam etmek | ||
|
Even in music, minor and major don't get along without one another. Müzikte bile, minör ve majör birbiri olmadan devam etmez. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | get along f. | anlaşmak | ||
|
To my surprise, some of my fellow-MEPs get along better with that concept than with freedom of religion. Şaşırtıcı bir şekilde bazı milletvekili arkadaşlarım bu kavramla din özgürlüğünden daha iyi anlaşıyorlar. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | get along f. | yaşlanmak | ||
|
Tom is certainly getting along in years. Tom kesinlikle yaşlanıyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | get along f. | yetmek | ||
| Genel | get along f. | ilerlemek (zaman/yaş) | ||
| Genel | get along f. | ilerlemek | ||
| Genel | get along f. | anlaşabilmek | ||
| Genel | get along f. | geçinmek (birbiriyle) | ||
| Genel | get along f. | uyuşmak | ||
| Genel | get along f. | geçinip gitmek | ||
| Genel | get along f. | ayrılmak | ||
| Genel | get along f. | gelişmek | ||
| Genel | get along f. | becermek | ||
| Genel | get along f. | başarmak | ||
| Genel | get along f. | üstesinden gelmek | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | get along f. | hedefe ilerlemek | ||
| Öbek Fiiller | get along f. | ilerleme kaydetmek | ||
| Öbek Fiiller | get along f. | ileri düzeye yaklaşmak | ||
| Öbek Fiiller | get along f. | yaşı ilerlemek | ||
| Öbek Fiiller | get along f. | ihtiyaçlarını karşılamak | ||
| Öbek Fiiller | get along f. | biriyle geçinmek | ||
| Öbek Fiiller | get along f. | biriyle iyi geçinmek | ||
| Öbek Fiiller | get along f. | yola çıkmak | ||
| Öbek Fiiller | get along f. | yaş almak | ||
| Öbek Fiiller | get along f. | tahammül etmek | ||
| Öbek Fiiller | get along f. | katlanmak | ||
| Öbek Fiiller | get along f. | karşılamak | ||